Astroloji Tarihi (Basit Anlatım)

Aslında insanlık, var olduğundan beri her zaman gökyüzüne ilgili olmuştur. 

Başta ilkel insanlar, Güneş ve Ay’ı tanrılaştırmış ve tapmayı tercih etmişlerdir. 

Önce Güneş’i görmüşler ve ona tanrı demişlerdir. Çünkü; Güneş her yeri aydınlatmış ve ısıtmıştır. O kesinlikle tanrı olmalıdır.  

Sonra bir gün Ay’ın Güneş’in önüne geçtiğini ve her yeri kapkaranlık bir hale getirdiğini görmüşlerdir. 

Evet Ay, artık Güneş’ten daha üstün olmuştur çünkü tüm ışığını kesmiştir. Artık Ay’ı tanrılaştırmaya başlamış ve Ay’a tapmışlardır. 

Gel zaman git zaman, İsa’dan önce 2000’li yıllar ile, 300’lü yıllar arasında bir topluluk ortaya çıkmış ve bambaşka bir bakış açısıyla gökyüzünü değerlendirmişlerdir.  

“Gökyüzü, tanrının habercisidir!” 

Evet, bu yepyeni bakış açısıyla gelen topluluk, Asur ve Babillere dayanan “Kaldeliler”dir. 

Aslına bakarsak, astrolojinin net bir çıkış tarihi bulunmasa bile, gayet eski zamanlara dayandığını anlayabiliyoruz.

Ki ilk yazılı astrolojik kaynak ise, Asur ve Babillere dayanan; “Enuma Anu Enlil’dir. Bu kaynak, çivi yazısından oluşmaktadır.

O zamanlarda yaşayan insanlar, Tanrının ya da bir yaratıcının varlığına inanmış ama O’nu bir gezegen ya da yıldız olarak tanımlamamışlardır. Onlara göre, tanrı vardır ama kimse onu göremez düşüncesi hakimdir. Gezegenler ve yıldızlar tanrının birer habercisidir.  

Bu sebeple, yeryüzünde ortaya çıkan olayları gökyüzüne bağlamış ve bunlara göre tahminlerde bulunmuşlardır.

Gezegenleri ise ağırlık(yavaşlık) durumuna göre sıralamışlar ve kendilerine göre bir sıra oluşturmuşlardır.

Sıralama ise şu an bildiğimiz gibi; en hızlı hareket eden Ay’dan başlar ve en yavaş hareket eden Satürn ile tamamlanır.

Devam edecektir. 

Yorum yapın